Kapandık

•16 Eki 2012 • 1 Yorum

Buralara yazan kız artık yok. Olmasın da zaten.

Geçmiş olsun…

Reklamlar

olmadı kaçarız

•27 Oca 2011 • 1 Yorum

havadar.büyükevablukada.

canlı dinlenmesinin tadı bambaşka.

dün gece masada unuttuğun kek gibi kararlı olsan diorum ama onun gibi de kuru demiorum. fln.

http://www.büyükevablukada.com/dinle.

2010dan kalma

•18 Oca 2011 • Yorum Yapın

I Want the World to Stop başka;

ama bunu da bir kere dinlemek yetmiyo, norah sağolsun:

Little Lou, Ugly Jack, Prophet John.Belle and Sebastian

•17 Oca 2011 • 4 Yorum

sabah sabah keyif verdi:

guns n’roses.since I don’t have you.

dinlediğim her şarkıyı artık başka bir gözle dinliyorum. bulucam aradığımı.

amin.

müzik beslerdi

•11 Eki 2010 • 1 Yorum

müzik ruhumu beslerdi
uzun zamandır yeni şarkıyla tanışmayacak kadar uzak kaldım müzikten.
ne iş yerinde Eksen dinlemek kaldı ne de arabada giderken çalan şarkıya kulak kabartmak…
Mor ve ötesi son albümünü çıkardı. sonra ona aşık oldum. bir süre durmadan durdurulamadan onu dinledim. sonra baktım konser monser geldiği yok, çok manasız oldu bu kadar çabuk bütün şarkıları öörenmek.. onu da bıraktım.
ruhum beslenmiyor, bu da gözlerimden okunuyor olmalı.

foto da minik için gelsin

ve işte, anne evine dönüş.

•11 Eki 2010 • Yorum Yapın

bu iş yerinden nefret ediyorum.

yaptığım işten ve yapmadığım işleri yapmama sebeplerinden de nefret ediyorum.

sabah yataktan kalkmak istememe sebebimin işe gelme zorunluluğu olmasından nefret ediyorum.

iş yerindeki en ufak manasızlıkların bende gerginlik sebebi olmasından ve herşeyin farkında olmaktan vazgeçememekten nefret ediyorum.

en çok da madem böyle ben bu işi bırakır istediğimi yaparım diyememekten nefret ediorum.

ne istediğimi bilmemekten, bilsem de yapamayacağıma kendimi son derece inandırmış olmaktan nefret ediorum.

 

tam o moddayım yine. yorganın altına girip 7/24 uyuşmuş beynimle dizi seyretmekten başka bişey yapmak istememe modu..

annemin evine döndüğüm için olabilir diyorum bazen. eğer öyleyse, sorunu biliyorsam çözerim. yaşasın? bu geri dönüş çok saçma oldu, çok yersiz ve gereksiz oldu. olmadık bir zamanda.. geri adım atmamak gerektiğini öğrenemedim ben bu hayatta. hep ‘ama başka etkenler var’ diyerek kendimi kandırıyorum. hep başka bir etken de yaratıyorum. genelde ilişki meselelerinde yapıyordum; bu da farklı türde yeni bir örnek oldu, aynı başlık altına. neyse bir yandan başka çarem yoktu, bir yandan hayırlara vesile oldu, bir yandan da sayılı zaman falan filan. derken kendimi yine o sayılı olan 8 ay içinde yalan içinde yalan söyleyen, geceleri bi rahadıyla keyif yapamayan, seyredeceğim diziyi de bilmemnekadar odamın içinde seksen kere durdurup ne dediklerini anlamaya çalışarak izleyen biri olarak buldum. yine her pazar, ‘acaba kalsam mı yoksa annemin evine mi dönsem’ diye kendimi kasıp kasıp sonunda kasılmaktan rahatsız, dönmeye karar vermiş ama bu kararından da rahatsız, ve en kötüsü başkalarının hayatını kıskanır olucam.

daha dün gece, yine “hopmerabaannebabakavga” şeklinde manasız ve bağrışmalı kavgalarına başladılar. hem de tam ben ortalarındayken ve sohbet ediyorken. ya da ben sohbet ettiğimizi sanıyorken. içimden dua ettiğimi farkettim lütfen annem bunu demiş olmasın lütfen babam bunu ciddiye almasın. lütfen bunu demek istemediğini farketsin aslında ve o yüzden çocukluk yapıp…. sonunda bi durdum ve “senin yerin mutfak değil yavrum, çek git odana! 3m2 odanda git, napıcaksan yap. odanın kapsına da bi izolasyon yaptır çok geç kalmadan, ki duymayasın; gerek yok; ne o iyileşicek ne de sen bunları duymazdan gelicen” dedim kendi kendime . neyse. dün yani ilk defa top direkten döndü. acaba dedim, içine mi ettim güzelim, rahat, bekar evi hayatımın..

bu hafta bi antalyaya gidip altın portakalı alıcas (en iyi yönetmen ve en iyi filmi alıcas, evet), onun haricinde ekim ayından herhangi bir hayır beklemiyorum. biranönce bitmesini diliyorum.

bi de şu çingenenin işten ayrılacağı günü şirketin doğum günü kabul edicem, hem gençliğe hem çocuklara armağan edicem. bütün sülalede ve iş yerinde bayramlarla kutlatıcam. öyle bi tatil vericem ki peşinden, kan akıtmaya gerek kalmadan en sevdikleri bayram ilan edicekler. ha ölmeden ayrılmaz diyorsan o da bana koymaz. ben yine bayramımı ederim. bu sefer dünya temizleniyor diye global bayram yapıp çöpçülere de armağan edebilirim.

çok güzel planlarım var işte, keşke bi defolup gitse…

yok bugün hiç bişey dinlemedim nerdeyse. şu iphone’a attığım müziklerin düzensizliğini de çözebilsem. tamam biliyorum benden kötüleri de var ama sanırım bu yine de benim teknoloji özürlü olduğum gerçeğini değiştirmiyor. biraz da olsa. bilen bilir. çok kafa ütülemişliğim vardır onu naısl yapçam şimdiii diye.. allah sabır versin yakınımdakilere. bazen bunu çok içten diliyorum. ama sonra düşünüyorum. o kadar kişiye sabır verceene direk bana verirse aslında kısa yoldan… akıl vermek gibi olmasın tabi.

hamdolsun.

eylül biterken.

•23 Eyl 2010 • 2 Yorum

aylar geçmiş,

kendime notum ‘stres olma’dan “sakin ol”a dönmüş..

yazıcam, istiyorum. aha, bu da ilk adımım.

yeni evimi, parmağımdaki yüzüğü, iş yerimdeki kraliçeleri ve kül kedilerini, yepyeni planlarımı, değişen ‘asla’larımı yazıcam.

hadi bakiiim.